|
19 Mart 1938,
BOYA VE RENK
Orta anadolu yaylasının mühim bir şehrinde resim öğretmeniyim. Böyle bir
şehirde kitap ve fırça ne iyi arkadaştır.
Kendime şöyle bir çalışma programı çizdim: Fecirde beraber uyanıyorum.
Güneş doğuncaya kadar okuyor, güneş doğduktan ders saatine kadar da
resim yapıyorum, fakat ders saatlerim bitip de yorulan dimağımı bir
parça dinlendirmek ne güçtü.
Müşkülpeskent değilim. Memleketimin her şehrinde müze,resim sergisi,
senfonik konser, tiyatro, hayvanat bahçesi aramıyorum, Anadolunun her
kösesinde
cennet bahçesi de ummadım. Özlediğim biraz renkti, yeşil bir yamaç, iki
ağaç, bir dere yada göl kenarı. İtiraf etmelisiniz ki bir resim
öğretmeni ve bir ressam için
bu kadar bir dilek en mütevazi arzunun hududunu aşmaz.
Bir insanı hissetmek, onun hürriyetini elinden almak oldugu kadar biraz
da onu renkten mahrumetmek degilmidir.
Hamit Görele
<GERİ
BİR AÇIKLAMA,
1967 güzel sanatlar akademisi :Sergi kataloğu
Bir zamanlar sergilerime gelen aydın dostlarım yadırgarlardı resimlerimi
modern diye ve sorarlardı.
" Bu güzelim tabiatı neden bu şekillere sokuyorsunuz,
çirkinleştiriorsunuz. Tabiatı olduğu gibi alsanız yapamaz mısınız?"
Günler geçti... Dünyayı saran yeni inanışlar, yeni resim anlayışı
yurdumuzun kapılrını da çalmaya ve aydınlarınızın görüş ve anlayış
sınırlarını zorlamaya başlayınca bir duraksama oldu. Picasso gerçeği de
ağır basınca kendilerinden kuşkulanmaya başladılar. Daha kötüsü modern
resim namına işlenen cinayetlere de ses çıkaramaz oldular. Bugün resim
seyircisi, sergilere daha olumlu açıdan bakıyorlar.
<GERİ
SANAT ANLAYIŞIM,12 - 29 Haziran 1967, Güzel sanatlar Akademisi Resim
sergisi
Mavi,gök ve deniz olduğu için değil, deniz ve gök mavi olduğu için
güzeldir. Yeşil, ağaç olduğu için değil, ağaç yeşil olduğu için güzel.
Bulut da öğle,dağ da kır da.
Mademki mavi, güzel olmak için ne gök, ne deniz olmaya, ve yeşil de
güzel olmak için ağaç olmaya ihtiyacı yoksa, ve mademki, gök,gök olduğu
için değil mavi olduğu için. bulut, bulut olduğu için değilde beyaz
olduğu için güzelse, aydınlarımızın doğa doğa diye direnmelerine ne
denir. Bir ağacı maviye boyasanız kıyamet kopar." Aman efendim,mavi ağaç
olurmu?" diye.
Dava bu kadar sade, hatta bu kadar basit. Ama anlatılması ne kadar güç.
<GERİ
İsmail Oygar
Galerisinde Hamit Görele Sergisi,Akşam, 16 Mayıs 1946
Hamit hakikaten "Yarının Ressamı" denilecek derecede, en yeni sanat
telakkilerine sahip.
Ahmet Rasim, istanbulun birçok yerini edebiyata sokmuştu. Hamit de
oturduğu Ayazpaşa'yı Kurtuluş'u birçok tabloda resme sokmuştur.
Hizmet Feridun ES
<GERİ
Görele Sergisi
Dışavurumculuğa bizdeki ilk yaklaşanın Hamit Görele olduğuna kaniyim.
Adnan Turani
<GERİ
Hamit Görele
için, Cumhuriyet-, 25 Ekim 1978
"Sergim için övgülerinize ve hassasiyetinize teşekkür ederim ama asıl
beni duygulndıran satırlarınız, Türkiyede bir sanatçının, sanatıyla
değil, ummumiyetle başka bir yan işle karnını doyurmaya çalışmasıdır.
Yine de evlası resim öğretmenliği böylecene Zeki Bey...Lisede derste kaç
defa, neden şu anda sehpamın başında değilim diye hayıflandığım
anlar olmuştur.Si o satırınızla benim bu anılarımı depreştirdiniz..."
Yukarıdaki sözler sanatçıya onaltı ekim 1978'de osmanbey Akbank Sanat
Galkerisinde açtığı sergisinden bir süre sonra -Ne yazık , ne üzücü ki
sonkez olarak- Bir karşılaşmamızda bana söledikleri. O gün elinde
bastonu zorlukla yürüyordu içimde bir buruklukla ayrıldım Görele 'den.
Koca bir toplum ve ulus kaç tane Görele Yetiştirdi, Kaç görele'yi
anlıyabildi yaşamlarındave kaçına çoktan hak ettikleri yeri verdi.
<GERİ
Sanatçıya
Saygı,Sanat Çevresi, Cumhuriyet, KASIM 1978
Görele'nin Türk resmine getirdiği yeni tat, savaşımı ve sanat gücü
hakkında söylenecek daha çok söz var. Türk resim sanatına değer
vermesini bilenler onun yerini teslim ederler. Daha 1930 da Paris'te
büyük Modern Galeri'de düzenlenen karma sergide " Firavunun eşi ve
Odalık" atlı resimleri ile cezanne,Makisse, Picasso, Bonnart, Lhote,
Soutine gibi çağımızın uluları ile yan yana yer almış olan bu ustamızın
hakkı herhalde bu olmalıdır. Yaklaşık seksenlik aynı Hamit Görele birkaç
ay önce, yürümesini bile engelleyen rahatsızlıklarını bir
yana iterek, başkent Ankara'ya gelmişti. Yeni Kültür Bakanıyla görüşmek
ve TRT'ye bir program sunmak için. Fakat her ikisine de
muaffak olamadı.Hatta resmi yanıtta adını bile yanlış yazmışlardı,
konuyu uzatmaya ne gerek var. Genel Müdürler, Bakanlar
gelir gider sanatçılar kalır. ama gün gelir Görele'nin ve daha
nicelerinin yanlız yapıtları değil, mektupları ve fotoğrafları köşe
bucak aranır.
Prof. Türkkaya Ataöv
<GERİ
GÖRELE HAKKINDA
SÖYLEŞİ, Ankara 1982, Turkuaz Sanat Galerisi
Görele 'nin çoşkulu ve hatta fırtınalı üslubu beni hep ilgilendirmiştir.
Onun doğaya insana ve nesneye bakışı, gerçek bir sanatçı
duyarlılığını yansıtır. Görele'nin yaptığı resimlerde aynı yıllarda,
başkaları ile paylaştığı başka hiçbir ortak yön yoktur.
Çok kişisel, çok özgür, lirik ve dışavurumcu nitelikleri vardır, ama
bunları bir akımın özellikleri olarak kullanmaz.
TURAN EROL
<GERİ
Hamit Görele
SERGİSİ, Mimar Sinan üniversitei yayınları 27 Nisan 1987
Türk resminde 1930'lu yıllarda gelişen yenilikçi hareketin içinde görev
alan başlıca sanatçılardan biri de Hamit Görele'dir.
" Güzel Resim " yapmacılığı ve kişilik ezberciliğini ilk yıkan, kendine
rağmen beğenilmeme tehlikesinden korkmadan,
tembel tabulardan cayan ilk sanatçı odur.
<GERİ
HAMİT GÖRELE,
Türk resim sanatı adına ömür boyu mücadele.
Hamit Görele'nin tuvale aktardığı renk ve coşku zenginliği yanında,
ayrıca resim yaparken mırıldandığı şarkı ve Türkü repertuarı da oldukça
zengindi. Hertürlü malzeme üzerine resim yapardı, mecmua sayfalarına,
çuval bezine yapılan resimler, çoğu zaman çift taraflı
çalışılmış resimler, çerçeve yerine bağazn düz çıta ile çevrilmiş ödüllü
şaheserler gibi. Bir doktor muaynesine bir resim hediye
edilen devrin savaşçılarından olan görele, güçlükle ayakta durabilecek
yaşlarına kadar resim çalışmalarına devam etmiş,
segi açmış, ilgisizlik ve haksızlıklarla sanat adına dirençle mücadele
etmiştir. Nitekim Pr. Ataöv bir şöylesi
esnasında bu huyusa söyle değinmiştir. ( 1982, Ankara turkuaz sanat
galerisi Ankara TSE kayıtları )
"Bütün yenilik getirenlerin kaderi budur. Herşeyi zamanında
değerlendirmek gerekir. Belki bugün için sölediklerinde,
yaptıklarında çok fazla bir yenilik göremeyenler olabilir. Fakat
Çallı'nın egemen olduğu o dönemde bunları yapmak, ve
daha fazla şeyler sölemek o çevreyi en azından rahatsız eder. Bu
sanatçının yeri mutlaka güzel sanatlar akademisi olmalı
idi. Ama Akademi de hocalığı yok neden? Geldiği zaman birsürü adamın
rahatını kaçıracak ...
Görele çok üretken bir sanatçı temposuyla birçok eser verdi. Hayatını
sanata adamış olan sanatçının bir Gazetedeki Makalesinde şu sesleri
oldukça düşündürücüdür.
" Bugünlere nasıl eriştiğimizin acı hikayesini anlatacak değilim..."
Hamit Görele modern resim saflarındaki uzun ve özverili mücadelesini
aramızdan ayrılana dek sürüdüren bir sanatçıdır.
AYDIN GÖRELE
<GERİ
RESİM SANATIMIZDA
BİR HAMİT GÖRELE VAR, Cumhuriyet, 5 Haziran 1982
Görele, fırça kıvraklığının ve oldusunun ağırlığında klasik pentür
tekniğinin beceri ve ustalığında yapıtlar üretti.
diri, okunaklı ve iri fırça benekleri ve fırçanın kalınlığında
nefeslenen renkli ve düzenli kalın boya çizgileri nedir,
kuşkusuz doğanın gizemini tüm duyarlılıkla kucaklıyan bir lirizm, bence
bir çeşit yeni izlenimci romantik yorum ayrıca.
Bu güçlü fırça tekniğinde her zaman buluşan ve soluklanan, paletten taze
taze tuvale taşınan tok, cessur ve atak,
pişkin ve olgun bir renkçilik. Görele bu sanatında değindiği biçimin
odan noktasıdır.
Ya şimdi Ressam Hamit Görele göç edince yaşamdan...
Bir zamanşların resmin ve sanatın bir şekil eğelence oyun, boş heves
sayıldığı zamanın bu savaşçıları çekip gidiyorlar
bir bir ve sessizce. Bunların ardından bıraktıkları için neler
yapmalıyız? neler yapmalıdır ki yüce devletimiz ulusal kültürümüze emek
katmış bu ustalar ve savaşçıları gelecek kuşaklara tüm alınterleri ile,
emekleri ile, ürettikleri ile vede saygınlıkları ile
iletilebilsinler.
Zeki Çakaloz
<GERİ
|